BILDIRCIN YETİŞTİRİCİLİĞİ

YETİŞTİRME 1.1. Barınak:

Japon bıldırcınları birçok şekilde barındırılabilir. Sıçan ve fare kafesleri gibi küçük laboratuvar üniteleri, bıldırcınların birbirlerini göremeyecekleri malzemelerle ayrılarak kullanılabilir (62). Küçük sürüler, tel örgü veya hem tel örgü hem de ince tahtalardan yapılmış kafeslerde, birbirine eklenmiş tel örgü kafeslerde, ihtiyaçlarına göre düzenlenmiş elektrikli civciv ana makinalarında veya civcivler için kullanılan kalın altlık serilmiş odalarda tutulabilirler. En basit yol olarak kalın altlıklı 105 cm çapında metal, plastik veya kartonla çevrili ve 250 watt’lık infra-red ampul kullanılan sistemlerde 150 bıldırcın civcivi 3 hafta % 10 kadar düşük bir ölüm oranıyla başarılı bir şekilde yetiştirilebilir.

Bu sistemde görülen ölümlerin çoğunluğu suda boğulmalardır ve önlemek amacıyla suluklara çakıl taşı yerleştirmek gerekir. Oda sisteminin kafes sistemine olan avantajları; bıldırcınlar daha uysal olması, kafa yaralanmalarının görülmemesi ve erkeklerin dişiler tarafından sindirilmelerinin önüne geçilmesidir (15).

Yetişkin bıldırcınların bir çifti 13 X 20 X 25 cm ebatlarındaki pedigri kafeslerinde, 25 bıldırcınlık bir sürü 60 X 60 X 25 cm’lik koloni kafeslerinde, 50 bıldırcınlık sürü ise 60 X 120 X 25 cm’lik koloni kafeslerinde barındırılabilir. Yetişkinler bıldırcınlar için 100-160 cm²’lik alan yeterlidir (20).

Bıldırcınlar sürü halinde kafeslerde tutulduklarında kafesin bazı kısımlarında yeterli ısının sağlanamaması söz konusudur. Bıldırcınlar fazla heyecanlanırlar ve kafes içerisinde yukarı doğru zıplayarak uçmaya çalışırlar. Bu esnada kafalarını kafes tavanına vurarak yaralandıkları için kafes sistemlerinde ölüm oranı daha yüksektir. Kafes yetiştiriciliğinde, dişilerin cüsse olarak iri olması nedeniyle erkeklere üstünlük kurarak ezmeleri söz konusudur ve çiftleşmenin gerçekleşmemesine bağlı olarak fertilite düşüklüğü görülmektedir (15).

Çiftleşme grupları oluşturulduğunda ortaya çıkan davranış bozukluklarını azaltmak amacıyla gaga kesimi tavsiye edilmektedir. Marks (44) ile Mahn ve Blackwell (42) gaga kesiminin fertilite ve kuluçka kabiliyetini etkilemediğini tespit etmişlerdir. Bu işlem üst gaganın yaklaşık olarak yarısının kesilmesi şeklinde yapılır.

Bıldırcınların aşırı kalabalık olarak barındırılması, tüy kırılmalarına, kirli yumurta üretimine ve yetersiz tüylenmeye sebep olur. Das ve ark. (16) her bıldırcına 83, 94, 109, 125 ve 156.5 cm} düşecek şekilde kafeslerde barındırılan bıldırcınların canlı ağırlıklarının 103.5 gramdan 97.1 grama kadar düştüğünü, yemden yararlanmanın sırasıyla 3.54, 3.73, 3.92, 3.89 ve 3.83 olarak gerçekleştiğini bildirmiştir.

Ernst ve Coleman (21) m} ye 43 veya 215 bıldırcın konulmasının büyümeyi önemli oranda etkilemediğini (6 haftalık 108.1-109.3 gram) fakat m²’ye 86 bıldırcından fazla konulmasının tüy kırılmasını ve kirli yumurta üretimini artırdığını bildirmişlerdir. Ayrıca en yüksek fertilite ve kuluçka randımanının m²’ye 46 bıldırcın konulduğunda elde edildiğini ifade etmişlerdir.

Okamoto ve ark. (54) 322 cm²/10 bıldırcın ve 966 cm²/10 bıldırcın olarak düzenledikleri 2 deneme grubundan elde ettikleri bulgulara göre 2-6. haftalardaki canlı ağırlık artışı seyrek grupta daha fazla ve yemden yararlanma daha yüksektir.

Nagarajan ve ark. (51) her bıldırcın için 150, 180, 210 ve 240 cm²’lik alan ayırdıkları çalışmalarında, alan arttıkça canlı ağırlık artışı, % 50 yumurta verim yaşı, ölüm oranı, günlük yumurta verimi ve yemden yararlanmada önemli gelişmeler elde ettiklerini, yumurta ağırlığı ve kalitesi ile yumurta kabuk kalınlığında önemli bir değişiklik görülmediğini belirtmişlerdir.

 

1.2. Yemlik ve suluklar:

Yemlik olarak değişik tipte kaplar kullanılabilir. Küçük bardaklar, porselen veya plastik kaplar ve metal tepsiler bu amaç için uygundur. Yem zayiatı, yemliklerin üzerine tel kafes konularak azaltılabilir. Çok sayıdaki günlük civcivler için en ucuz ve en etkin yemlikler yumurta viyolleridir. Bir haftalık civcivlerin canlı ağırlık artışlarının yüksek olduğu göz önüne alındığında viyoller yetersiz olacaktır ve yemlik olarak üzeri tel örgü ile kaplı kanal şeklindeki yemliklerin kullanılması zayiatın önüne geçilmesi için uygun olacaktır. Açlık nedeniyle ölüm veya yetersiz büyümenin önüne geçilmesinde yem miktarından çok yemlik sayısı önem taşımaktadır (15).

Küçük birimlerde, kafes kuşları için kullanılan plastik su kapları suluk olarak kullanılabilir. Bileşik kafeslerde U şeklindeki kanal suluklar kafeslerin arkasına takılabilir. Yer yetiştiriciliğinde yarım litrelik suluklar uygundur, ancak civcivlerin boğulmalarını önlemek için temiz çakıl taşları kullanılmalıdır (15). Her bir bıldırcın için 1.25-2.50 cm’lik yemlik, 0.65 cm’lik suluk hesaplanabilir (20).

 

1.3. Altlık:

Kafes yetiştiriciliğinde günlük civcivlerin ayaklarının kafes tabanındaki tel örgüye takılmasını önlemek amacıyla 1-2 hafta süreyle gazete kullanılabilir. Bu aynı zamanda ortamdaki hava sirkülasyonunun civcivler üzerinden olmamasını sağlar. Özellikle yer yetiştiriciliğinde ihtiyaç duyulan altlık, iri marangoz talaşı veya hızar talaşı adı verilen toz halinde olmayan odun artıklarıdır. Bu ve benzeri altlıklarda dikkat edilecek nokta yabancı cisimleri ihtiva etmemesidir. Bıldırcınlar yabancı cisimlere karşı diğer kuşlar gibi çok meraklıdırlar ve tel, çivi ve benzeri cisimleri yutmaları neticesinde kursak delinmeleri şekillenebilir (15).

 

1.4. Işıklandırma:

Havenstein ve ark. (24) bıldırcın civcivlerine ilk 2 hafta devamlı, yumurtlama kafeslerine alınıncaya kadar 6 saat ve yumurtlama döneminde 14 saat ışık uygulamışlardır.

Sefton ve Siegel (59) civcivlere ilk 5 hafta devamlı daha sonra 16 saat ışık vermişlerdir.

Merkley ve Garwood (48) ilk 21 gün devamlı aydınlatma, 21-49. günler arasında 6 saat, daha sonra her gün 0.5 saat uzatarak 16 saat ışık uygulamışlardır. Bu uygulama sonucunda gruplara göre 80-91. günler arasında yumurtaya başlayan bıldırcınların ilk yumurtlama canlı ağırlıkları 131 ile 156 gram arasında değişmiştir.

Abplanalp (2) ışık yoğunluğunun yumurta verimini tavuklardaki gibi etkilediğini göstermiştir. 14 saatlik ışık süresi 7-8 haftalık bıldırcınlarda yüksek oranda yumurtlamayı uyarır. Işık süresinin artırılması daha erken seksüel olgunluk sağlar. Aynı şekilde gün uzunluğunun azalması da seksüel olgunluğu geciktirebilir (78). Stein ve Bacon (67) bir günlükten itibaren bıldırcınlara günde 14, 8 ve 6 saat ışık uygulamışlar, ilk yumurtlama yaşını sırasıyla 42.8, 112.7 ve 130.8 gün olarak tespit etmişlerdir. Aynı bıldırcınların 165 günlük yaşa kadar sırasıyla % 100, 65, ve 62’sinin yumurtladığını ifade etmişlerdir.

Okamoto ve ark. (54) 14 saat ışık ve 24 saat ışık verdikleri 2 deneme grubunda elde ettikleri sonuçlara göre, 14 saat ışık dişilerin büyümesini ve yemden yararlanmasını etkilememiştir. Ancak 14 saat ışık alan erkekler ise daha iyi büyüme ve yemden yararlanma performansı göstermişlerdir.

Woodard ve ark. (82, 83) ışık rengi ve şiddetinin bıldırcınlarda büyüme ve seksüel olgunluk üzerine olan etkisini inceledikleri çalışmalarında oldukça ilginç sonuçlar elde etmişlerdir. 10 lüks veya daha fazla şiddetteki yeşil veya mavi ışıkta 5. haftaya kadar büyütülen dişiler kırmızı veya beyaz ışıkta büyütülenlerden daha az gelişme göstermişlerdir. Kırmızı ışıkta yetiştirilenlerin seksüel olgunluğu daha erken şekillenmiştir. Kırmızı ışıkta yetiştirilen erkeklerin testis gelişimi yeşil ışıkta yetiştirilenlerden iki kat, mavi ışıkta yetiştirilenlerden üç kat daha fazla olmuştur. Kırmızı ışıkta büyütülen dişilerin yumurta verimi mavi ve yeşil ışıkta yetiştirilen dişilerden 2 hafta önce ve daha fazla miktarda gerçekleşmiştir. Fertil yumurta miktarı mavi ışıkta yetiştirilen dişilerde daha az bulunmuştur.

Kobayashi ve ark. (34) 411 bıldırcın civcivi ile yaptıkları çalışmada düşük (3.8-4.7 lux), orta (46-83 lux) ve yüksek (1620-1746 lux) ışık şiddeti uygulamışlar, ışık şiddetinin erkeklerin yaşama gücünü ve canlı ağırlığını etkilemediğini, dişilerde ise düşük ışık şiddetinin canlı ağırlığı düşürdüğünü, orta şiddette ışık uygulamasının testis ve ovaryum ağırlığını arttırdığını tespit etmişlerdir. Orta şiddette ışığa maruz bırakılan erkeklerin tamamı 46 günlükken ejekülat vermiş, bu grubu yüksek ışık şiddeti grubu % 81 ve düşük ışık şiddet grubu % 5 ile takip etmiştir. 53 günlük dişilerde orta grubun % 97’si, yüksek grubun % 71’i ve düşük grubun % 9’u yumurtlamıştır.

 

1.5. Tutma ve taşıma:

Bıldırcınların tutulması genellikle elle yapılır. Özellikle civcivler fazla sıkıştırılmadan avuç içinde, ergin bıldırcınlar ise kanatları zapt edecek şekilde sıkıca tutulmalıdır. Uzun süre elde tutulan bıldırcınlarda kusma veya şoka kadar varabilen bayılmalar görülebilir.

Civcivlerin taşınmasında özellikle çevre ısısına, civciv sayısına ve yeterli hava girişine dikkat edilmelidir. Nakliye sırasında soğukla karşılaşan civcivler birbirlerine sokulur hatta üst üste yığılırlar. Bu nedenle bunalan, nefes alamayan ve ezilen civcivler ölebilirler. Ergin bıldırcınların taşınmasında ise çevre ısısı civcivlerdeki kadar önemli olmamakla birlikte, bir arada bulunacak bıldırcın sayısına ve havalandırmaya dikkat edilmeli, aşırı sıcak havalarda az sayıda bıldırcın mümkünse kafeslerde taşınmalıdır.

 

1.6. Çiftleşme:

Normal çiftleştirme oranı bir erkeğe 3 dişi bıldırcın olmasına rağmen bilimsel çalışmalarda bir erkeğe 2 dişi bıldırcın verilmektedir. Woodard ve Abplanalp (79) 20 ile 24 arasında bıldırcının yer aldığı sürülerde cinsiyet oranını 1:1’den 1:6’ya kadar uygulamışlar, en yüksek fertilitenin 1:1 ve 1:2 oranlarında görüldüğünü, erkekler uzaklaştırıldıktan sonraki döllülük süresinin 9-10 gün olduğunu bildirmişlerdir. 6 aylık yaştaki erkek ve dişilerin fertilitesi azalmış, fertil yumurtaların kuluçka verimi yaşlı erkeklerle çiftleşen genç dişilerin aksine yaşlı dişilerde azalmıştır. Genç dişilerin yaşlı dişilerden daha sık çiftleştikleri ve genç erkeklerin yaşlı erkeklerden iki kat daha fazla başarılı çiftleşmeyi gerçekleştirdiklerini ifade etmişlerdir. Aynı araştırıcılar bir başka çalışmalarında (80) 44. haftaya kadar kuluçkadan çıkış oranının % 70 civarında olduğunu ve daha sonraki haftalarda düşüş görüldüğünü bildirmişlerdir.

Kumar ve ark. (36) genç (142 günlük) ve yaşlı (170 günlük) erkek ve dişi bıldırcınlarla yaptıkları çalışmada grupları oluşturduktan 4 gün sonra yumurta toplamaya başlamışlar, 1 hafta süreyle topladıkları yumurtaları kuluçkaya koymuşlardır. Elde ettikleri sonuçlar Tablo 11’de verilmiştir.

Suni tohumlama uygulamasının değişik masaj teknikleri kullanılarak Japon bıldırcınlarında kullanılabileceği bildirilmiştir (73), fakat tohumlama uterus içine bir hipodermic iğne ile sperma depolamak suretiyle gerçekleştirilmiştir. Bu uygulama ile 4-6 gün süreyle % 75 fertil yumurta elde edilmiş, herhangi bir ölüme rastlanılmamış ve yumurta verimi etkilenmemiştir. Marks ve Lepore (46) uyguladıkları basit bir intravaginal suni tohumlama tekniği ile dişi bıldırcınların % 83’ünden fertil yumurta elde etmişler, 1 hafta süreyle topladıkları yumurtaların % 56’sının (% 45-73) fertil olduğunu belirlemişlerdir. Yumurta verimi ve mortalitede olumsuz etkisini görmemişlerdir.

 

Tablo 11. Genç ve yaşlı erkek ve dişilerden elde edilen yumurtaların kuluçka verim özellikleri ile çıkan civcivlerin canlı ağırlıklarına ait özet bilgiler (36).

 

Genç Erkek
X
 Genç Dişi

Genç Erkek
X
Yaşlı Dişi
Yaşlı Erkek
X
Genç Dişi
Yaşlı Erkek
X
Yaşlı Dişi
Yumurta fertilitesi, % 71.0 81.4 64.9 76.6
Kuluçka randımanı, % 55.8 67.6 51.1 60.1
8.hf canlı oranı, % 80.1 77.8 71.1 83.1
8.hf canlı ağ., g 176.2 174.6 168.0 169.2

 

HASTALIKLAR

Hastalıklara karşı, tavuk ve diğer kanatlılara nazaran daha dayanıklıdırlar, ancak Japon bıldırcınlarının kanatlıları etkileyen birçok hastalığa duyarlı oldukları bildirilmiştir. Edgar ve ark. (19) bıldırcınların, kanatlı çiçeği, Newcastle, enfeksiyöz bronşit, birkaç Salmonella türü, Pasteurella multocida, patojenik bir E. coli suşu, Aspergillus fumigatus, Trichomonas türleri ve Histomonas meleagridis’e duyarlı olduklarını ifade etmektedirler.

Tavuk koksidiyozunun bilinen dokuz türünden sekizine ve hindi koksidiyozunun üçüne duyarlı değildir.

Capillaria obsignata ve Heterakis gallinae arasıra görülür fakat Ascaridia galli bıldırcınlarda olgunlaşamaz. Bazı araştırıcılar (38, 41) Japon bıldırcınlarını Heterakis gallinarum ve Histomonas meleagridis ile enfekte etmişler fakat parazitler gelişememiştir.

Hill ve Raymond (26) IAE virusu inokule edilen civcivlerle birlikte tutulan bıldırcınlarda avian ensefalomiyelitis vakası bildirmişlerdir. Rauscher ve ark. (56) bıldırcın embriyosunda, Influenza A, B, C ve D, Kabakulak, Newcastle, Enfeksiyöz bronşit, Laringotrakeit, Kanatlı çiçeği, Vaksinya, Veziküler stomatit ve Rous sarcoma viruslarının gelişebildiğini tespit etmişlerdir.

Hastalıklardan korunmak amacıyla tavuk civcivleri için gerekli olan temizlik ve bakım şartlarına bıldırcınlar için de uyulmalıdır.

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !